Ana içeriğe atla

Twitter'dan Nağmeler vol.10




insanın kendine, bir başka insanı nasıl olup da öyle "büyük" sevebileceğini göstermesi sart. henüz hayattayken..

-

Pepee depresif nesiller yaratacak. 10 sene sonra ilkokul çocuklarının hepsi mutsuz olacak. #nostradamusdegilalinteri

-

Bu gece uyku'ya değil, söz'e teslim olacağım. Yazıp okuyup düşünüp düşleyeceğim. Bu gece kendime teslim olacağım. Uykuya değil.

-

Büyük beklentileri, küçük paraları olan müşteriler.. Ömür törpüsünden hallice olanlar da diyebiliriz.

-

Sana pencere pencere bakıyorum. Bir şehri izler gibi çakıldığım yerden.

-

Geniş olmak ve rahat olmak arasında epey geniş bir alan var.

-

Bazen bir revize talebi karşısında müşteriyi arayıp "O cümleyi senden başka hiç kimse öyle anlamaz, bu mümkün değil" demek istiyorum.

-

Kazanma, üstün gelme hırsına sahip ve bunu gösteren insan en büyük yenilgisini tam da o an alandır gözümde.

-

"İyi fikir", pompaladığı heyecan ve çalışma şevkinden belli olur.

-

Bazı ajanslar 360 derece hizmet vermiyor. Utanmasa evinizden alıp evinize bırakıyor, dilerseniz sizin için beşlikten gol yiyorlar. Pörfekt.

-

Bir "Kaner Örkin" bir de "yellow canaries" diyen ecnebi spiker... Ağzından öbülür.


-

Aynı markaları giyen, aynı tarza sahip bir yaş aralığı var; 16-30 diyebiliriz.. Mango, Bershka, Stradivarius, TopShop, Zara nesli.

-

Siz "büyüklerin dünyası"nı kabullenemiyor olabilirsiniz. Ama o sizi bir gün kapsar. İşte o zaman, büyüklerden biri gibi davranma vaktidir.

-

"Geçer deme, zamandır geçen yalnız.." Bir de bakarsın, yaşadığın acı söz olmuş da bir şarkıya konmuş.

-

Akşama babacağım unutma tiner getir!

-

İnsan şiir olmaya öykündükçe daha kırılgan oluyor ve daha yalnız..


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sen ve Ben

Geçenlerde Power FM'de bir şarkıya rastladım. Resmen beni ele geçirdi. 
Çok yüksek olmayan bir tempo, akla takılan bir melodi ve bir kelimesini bile anlamadigim (arada bir "perişan" duydum sanki) sözlerin böyle cezbedici olmasi.. Beni benden aldı.

Kulak kesildim, baktım sözler Farsça gibi. Hemen SoundHound'u açtım, şarkıyı buldum: Man o tu.

Şarkıya sardıktan sonra öğrendim ki sözler Mevlana şiiri imiş. Aklım bir daha kaçtı. 

Şiirin Farsça ve Türkçesini yazayım, tam olsun.
Dinleyin, dinletin.

khonak an dam ke neshinim dar eyvan, man o to
be do naghsho be do soorat, be yeki jan, man o to
khosh o faregh ze khorafat-e-parishan, man o to
man o to, bi man o to, jam' shavim az sar-e-zogh

saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden





Periscope'uyoruz!

Biraz Paris'te turlamaya ne dersin? Ya da Riyad'da toplantıya yetişmeye? Milano'da metroya binsek? Maryland'deki kazları izlesek beraber?

Bunların hepsini yaparız tabii ömrümüz varsa. Seyircisi olmaksa bu ara hem bedava hem de fena eğlenceli. 

"Periscoping" gibi bir ifadeyi hayatımıza katan, şahane bir uygulamadan söz ediyorum: Periscope

Şurada daha bir yıl önce ortaya çıkan "dünyayı başkasının gözlerinden görme" fikrinden doğan bu "app", uygulamanın yaratıcıları Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein'in aklından öptürecek cinsten. 

Uygulamanın resmi internet sitesinde dünyanın dört bir yanını görmenin büyüsünden bahsederken Kapadokya'ya da selam çakan adamlar, şu cümleyle gönülleri fethediyor: Bir fotoğraf, binlerce söze değer olabilir. Ama canlı bir video, seni başka bir yere götürebilir.

Nasıl çalışıyor? 

Bu arada sadece ios'larda çalışıyor. Ancak Android cihazlar için de uygulamanın eli kulağında. 

Uygulamayı indiriyor, varsa Twitter …

Haftanın Güzelleri: ActOrchestra - Sıfırdan Sonra

Hayatta bazı güzellikler var; hiç beklemediğiniz bir anda haberdar olduğunuz ve iyi ki de bana göründü dediğiniz güzellikler. İşte geçtiğimiz hafta ben böyle iki güzelliğe denk geldim.

Konuşmak? Yani bildiğimiz anlamda? Hayır.


Bursa'da bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Bursa Uluslararası Balkan Ülkeleri Tiyatro Festivali", Devlet Tiyatroları'nın şahane etkinliklerinden biri oldu. Ancak bu festivalin bir oyunu vardı ki, sanırım sahne sanatları hakkında herhangi bir şey beni uzun zamandır böyle düşündürmedi.

Actorchestra'dan söz ediyorum. Bükreş Ulusal Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği, tek perdelik bu oyunda herhangi bir dilde konuştukları söylenemez. Ancak herkese aynı anda aynı duyguları hissettirecek, senkron sıkıntısı yaşatmadan güldüren, coşkulandıran bir performans izlediğimizi içtenlikle söyleyebilirim. 
Aslında biraz önce her ne kadar "bir tiyatro festivalinde" kendisini "oyun" diye çağırmış olsam da, bu seyri doğru tanımlamak biraz güç. N…