Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gün Doğumu

Biz hiç gün doğumu izlemedik mesela seninle.  Ellerimize doğmadı bir gün,  Yeni, taze, nurtopu gibi nefeslerimiz olmadı,  Bir şehrin sokağını ya da denizini seyrederken,  Belki sadece göğünü... Bizim günümüz hiç doğmadı. 

Taze İnsan Salgısı

Geçmişi olan aşklar el ayak çektiler ortalıktan.. Birlikte çıkılmış yolculuklarda çekilmiş fotoğraflar yok artık, birlikte gidilmiş sinemaların, sergilerin biriktirilmiş biletleri yok.. Bugün aşkları hep bugünde. Biraz dünde. Biraz yarında. Ama daha çok bugünde. Anda. İçinde bulunduğumuz anın ta kendisinde. Tükenmeye ve tüketmeye meyyal.. Aşklığı biraz havada, bundan sebep, aşklığı sorulara açık, hatta sorgulamaya. Ki aşklar sorgulanmaz bilir, öyle yaşarız biz. Bugünkü öyle değil pek. 

Bir bakışta anlaşmalar pek yok artık, bir öpüşte sevişmeler var daha ziyade.
Yersen'leri var, miden kaldırabildiği ölçüde. 
Birlikte bir geçmişe sahip olma güdüsü yok iki insanın artık
Ya da özleme tahammülleri, yine özlem sebepli ani kaçamakları yok. 
Beklemeleri var, içi boş bekleme ve bekletmeleri
O arada başka sularda yüzmeleri var, başka sularda boğulmaları.. 
Geçmişi olan aşklar yok diyeceğim o ki..  Nereye elimi atsam, taze insan salgısı.

Bey'inOğlu!

Önce ağaçlarını, sonra masalarını, şimdi müzik saçan insanlarını söktüğünüz o yerin adı Beyoğlu. Bir Bey'in oğlunun elinde darmadağın Beyoğlu...
Şimdilik elimizde bu kadarı kalan "bir güzide İstanbul semti"nden fazlası.. 
Daha dün akşam gördüklerimize, 
bugün sadece fotoğraflarından dokunmamıza sebepse o Bey'in oğlu!





Vaktiyle söylemiş sözler I

bir vicdan rahatlatma cümlesidir "dost kalalım".. 
ayrılmak konmuştur bi kere kafaya, gidilip sevgiliye söyleme, sevgiliyle konuşma safhası kalmıştır işin.. 
onca zaman geçmiştir ya hani, biraz bağımlılık biraz alışkanlık biraz bir şeyler olmuştur nihayetinde, elden bir şey gelmez bu hususta.. ama bir cümle vardır akılda, sabittir "dost kalalım".. 
siz sevgilinin karşısında zaman zaman ezik büzük, zaman zaman şahlanmış bir at kıvamında tek başınıza alıverdiğiniz o ayrılık kararından bahsederken, sevgiliniz durumun nereye varacağını fark eder, susar.. 
konuşulmadan, lönk diye alınan bir ayrılık kararı sevgilinin kumaşıyla doğru orantılı bir etki bırakır.. 
olur da sevgili biraz dudak büker, dudak titretir ve dudaklarına 90 derecelik açı ile iki adet göz yaşı indirirse, sizin de "sözde mendil"iniz cebinizden çıkar, "dost kalalım".. 
bunu söylersiniz, hani ortam yumuşasın, göz yaşları kurusun falan diye.. yine kumaşına bağlı olarak sevgili, ya kabul eder…

Sahip!

Sahip olamadığıdır dünyası,
onu konuşur, onu yaşar, dilini durmadan ona bular.
Gece gündüz dinlemeden,
kendini ait olduğuna sunar, bir tek onu diler,
sahip olamadığını...
Daha sahibi değilken,
doldurur onunla dünyasını.

Bir gece uyur.
Bir sabah uyanır.
Gün başka doğar.

Sahip olamadığıdır telefonun ucundaki.
"Gel" der, "gel bana doğru"...
Gözleri aralanır, açılabildiği kadar açılır.
Dün avuçlarında olmayan, şimdi koynundadır.

Artık sahip olduğudur dünyası,
onu konuşur, onu yaşar, dilini durmadan ona bular.
Gece gündüz dinlemeden.

Bir fani yürekse deli gibi çırpınır bu sahip olmalar debelenmesinde.
Araya girebilsin, kendine yer edinebilsin diye.
İçi içini yer durur.
Sahip olmayı beceremediğidir konuştuğu, yaşadığı dilini buladığı...

Vazgeçer bir geceyarısı bu kavgasından.
Var olmak neden bu kadar yok olsundur ki?
Neden bu kadar yorucu olsundur
bir insanın ömründe tutunacak yer bulmak?
Nedenlere neden boğulsundur daha fazla?

Bir gece uyur.
Bir sabah uyanır.
Gün başka…