Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

kontrolden çıkmak!

görünür olur bazen bu durum.
insanlar, olaylar durdurulamaz, önü kesilemez bir hal alır.

sözler saçmalaşmaya, insanlar garipleşmeye başlar.
her zaman bilinen hallerinden farklı olmaya başlayan bu "enteresan" insanlar, tükürük saçarak küfreder, küfrettikçe gerinir, gerindikçe ilgi arsızlığı yapmaya başlarlar.. gülünesi hale gelmek üzereyken anlarız ki kontrolden çıkmaktadırlar. genellikle -yineliyorum kendimi- "önleri alınamaz" bunların.

olaylar için de durum benzerdir.
ancak onlar tükürük saçmaz.
"görememek" ne kadar "acı"dır bunu hiçbir zaman "göremeyecek" olan insanların körlüklerine "acıyorum". 
O kadın?
O adam?

İnsan?
O insan sandığımız...
Kadın yahut adam sandığımız...
Çok fena gülerim!
beni bu gece düşün. ya da yarın tüm gün. hatta bir ömür.

en iyisi bırak zamanı..
Komşu, polis kurşunu ile hayatını kaybeden güzel Aleksis Grigoropulos'u anıyor iki gündür.
Hem de sokaklarda, televizyonlarda.

Bugün de burada gencecik bir çocuk gitti uzağa; son bindiği otobüsle varmak istediği yere varamadan. Sokakta kaybetti her ikisi de umutlarını.
Biz on gün sonra anısına sahip çıkıyor olacak mıyız yok yere hayatı sönen çocuğun, merak ediyorum.

kartpostal dedikleri şey

Yeni yaşım geldi, hoş geldi. Yeni yıl geliyor, Christmas'ı falan da var bu dönemlerin. Ne güzel zamanlar pek ışıl ışıl.
Sanmayın ki etrafta olup bitene seyirciyiz, ondan ses çıkarmıyoruz buralarda. Yok öyle bir şey. Kendi sesimizde boğulmanın usancı şu aralar şiddetle üzerime çöken. Yoksa kayıtsızlık değil bu, içimden gelmişken, yeri gelmese de söylemek istedim bir hiddet, bir şiddet.
Her şeyden ötesi de sağlık. İki gündür perişanım, ateş, grip, o bu derken yataklara düştüm. Toparlanıp çıkıyorum dedikçe kendime kafam daha da gömülüyor yastığa. İstirahat şart!
Nasıl girdim şu yazıyı yazmaya nasıl da devam ediyorum. Cık cık.
İşte bu görmüş olduklarınız benim bu yeni yılı karşılarken yurt dışındaki eşe dosta yazdığım kartpostallar, inanılmaz deli bir haz alıyorum, o kartları seçerken, yazarken, zarflarına yerleştirirken.
Nostaljik miyim neyim!! Siz de görün istedim, belki birilerine böyle hatırlatırsınız kendinizi bu aralar...

Aslı Hakkında 25 Gerçek!

Bugünler önemli günler benim için. Zira bir seneyi daha geride bırakıyorum yavaş yavaş. Geçen zamana dönüp de bir bakma isteği ise bu zamanlarda tavan yapıyor nedense; hep bir sorgulama, bir irdeleme halleri. Sonra yaşadığım an'a geri dönüyorum, sessiz, sakin ve dinginim diye mutluyum. Biraz "fazla sessiz", kabul. Ama sanırım iyiyim.
İşte bu günün, doğum günümün öncesinde Deniz'in blogunda bir şeye rastladım. Dediğine göre pek yaygınmış şimdilerde ama ben ilk kez onda gördüm bunu. Evet meseleyi ifşa edeyim, kendimi de; blogger'ımız hakkında "pek de bilinmeyen" 25 gerçek, 25 ipucu!
Mikrofon, yeni yaşını kendi odasında ve bir şişe şarabıyla kutlayacak olan Aslı'da!
1. Ertelemeyi çok seviyorum. Sözde her şey hemen olsun diye vakit kaybetmeden ateşliyorum kendimi. Ama o ilk kıvılcımdan sonra bir ağırlık çöküyor üzerime ve kendimi akışa bırakıyorum. Ertelemeyi getiriyor bu da beraberinde. Hele son dakika koşturmaları, olmazsa olmazlarım! Yumurta-kapı ilişk…

para

aynı gün içinde gözümün önünde dört farklı milletten adam yakındı bu zalim zımbırtıdan. kimi bir yerlere gelememekten, kimi gidememekten, kimi istediklerini yapamamaktan onu sorumlu tuttu.



yediği küfrün, aldığı ahın haddi hesabı yok!