26.7.09

hiç

sevmediğini söylemekten daha zordur sevilmediğini anlamak. insanın o bencil yanını paramparça edip avuçlarına bırakır, çok daha arsızsa suratına fırlatır.

ömrünün kapılarını ardına kadar açıp dahil ettiğinde bilemez, hissedemez, daha da acısı göremezsin durumun böyle olduğunu, sevilmediğin gerçeğini. hakkını da yememek lazım, belki seviyordu başta seni. ya da benimki yine bir avuntu icadı zor zamanlarda yaptığım gibi.

sen, önüne serdin ne var ne yoksa.
sen, yanına serildin tüm varlığınla.
o, seni hiç sevmedi.

avcunu alnına dayadın, ateşini ölçmek için hastalığında. alnı yoktu. sağlığında kadehini kaldırdını onunla. içkisi yoktu. gece üzerini örtmek için uyandın. yanında yoktu.

başka bir seste başka bir kulaktaydı. başka bir dudakta başka bir sıcaktaydı.
istedi aldı. istemedi gitti.

sen, kadehlerini yalnız kendine doldurdun.
sen, gece üzerini kendin örttün bölüp uykunu.
o, seni hiç sevmedi.

çoraplarını istemez oldu çekmeceden, kaçta uyanacaksın diye sormaz. karnın aç mı tok mu, derdin tasan var mı yok mu umursamaz oldu. zaman giderken onu da götürdü zaten hiç getirmediği bir yerden.

sen, seyirci kaldın.

çünkü istediğin biraz huzurlu bir uykuydu ter içinde, onun altında, üzerinde, yanında uyuyacağın bir huzurlu uyku. sözsüz ve sessizdin. çığlıkların, insanların duymaya alışkın olduklarından değildi.

sen, yalnız kaldın.

çünkü o kalabalıktı. kalabalığını izledin, kadınlarını adamlarını, kahkahalarını, üzüntülerini. hep uzanmak istedin içten içe de bir gerçek vardı yakın zaman önce uğradığın, seni alıkoydu.

o, seni hiç sevmedi.

hiç kadar büyüktü, hiç kadar çok.
hiç kadar sonsuzdu artık içinde, hiç kadar yok.

20.7.09

O

dinliyor.
anlıyor.
elini uzatıyor.

ne olursa olsun.. ne yiterse yitsin..
kıyılan her yanına insanın korkmadan elini koyuyor..
amacı derinleştirmek değil yarayı, iyileştirmek.
çürüteceğime yemin ettiğim insan yanlarıma su yürüyor.


...

19.7.09

Dünya Fenerbahçeliler Günü

 
şu yaşadığımız pek enteresan gezegende bir şekilde cüzdanımızdaki nüfus kağıdının aynısını taşıyan o kadar çok insan var ki.. anası, babası türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan, üçüncü göbekten bir türk'e değen sürüsüne bereket adam var `yeni delhi`'de, `honolulu`'da, `papua yeni gine`'de..

`işte` bu insan evlatlarının bazısı da futbola düşkün biliyor musunuz, çok ilginç bu da. yani adamlar futbol seviyor! bu futbol seven adamların bir kısmı beşiktaş'a gönül vermiş mesela "`çarşı buda'ya karşı`" diyor uzaklarda, öbürü galatasaraylı, hakan şükür formasıyla lincoln'e küfrediyor `champs elysees`'de.. bir kısmı da fenerbahçeli. daha geçen gördüm, bir tanesi big ben'in altında taraftar formasıyla fotoğraf çektiriyor..

`işte` bu gezegen türkler, gittikleri her yere taraftarı oldukları takımı da götürüyor. "dünya" diye çağrılan bu gezegende de bir şenlik havası esiyor aldıkları galibiyetten, kazandıkları şampiyonluktan sonra.. bir de tabi o başta bahsettiğim nüfus kağıdını taşımayan milyonlar da sevebiliyor futbolu, şeker de yiyebiliyorlar.. ben nasıl westham'e sempati besliyorsam, sen nasıl ajax'a karşı boş değilsen onlar da bizim üç büyüklere beş küçüklere yakınlık duyuyorlar..

`işte` tüm bunları toplarsan aslında, 'fenerbahçeliler günü'nün başındaki "`dünya`" ne demekmiş, az çok, hani yani "tamam" deyip kabullenecek kadar anlıyorsun.. gerisini de deşmeye "ahaha sen edirne'yi bi geçsene lan" demeye, çirkinleşmeye hiç lüzum kalmıyor..

kutlu mutlu ola. 

15.7.09

silüet

bazen hatırında yalnız bir siluet kalır. ardına bakmayan, yalnızca giden, karanlıktan aydınlığa, biraz karmaşasına hayatın, terslikleri, aksilikleri önemsemeden giden. nereden düş dünyana girdiği belirsiz, görüp görmediğinden, yaşayıp yaşamadığından bihaber olduğun bir “giden” kalır dünyanda. onunla uyur onunla uyanır olursun, gündüzler gecelerin içine geçer, geceler gündüzlere siner. öyle karanlık, öyle kasvet olur bir türlü uyumayı beceremediğin günler, geceler. bir girdap olur çeker içine seni, en klişesinden. ama tam tanımı da budur ya bunun, düşersin sıradanlığa.

13.7.09

temmuz

Temmuz aslında göründüğü kadar sessiz değil.
ben yorgunum. tatilden yorgun düştüm.
sadece tatilden değil ama. ansızın ortaya çıkan deli yağmurlardan, sinir krizlerinden, sabır sınırlarından.. anlatması güç, anlaşılmıyorsa ondandır.

zaten genelde sorumlu benim her şeyden.

iyi tatiller!
gidin ayaklarınız toprak görsün.
iyi geliyor..

yok'la'ma!