23.2.13

kul yapısı bir aile yapısı(!)

"türk aile yapısıyla örtüşmeyen programlar için şifre uygulanacak."





bu güzelim açıklamayı kadın ve aileden sorumlu devlet bakanı yapmış.
belli ki birileri pek içerlemiş sevişme sahneleri(!) fışkıran "yastık üstü" dizilere...


önce biri bana şu türk aile yapısını bir anlatsın, gözünüzü seveyim. benim ailemde gördüğümse bahsedilen, yakın çevremde benzer bir yapı var, aklı başında olduğunu düşündüğüm pek çok insan da benzer bir "aile yapısının" kıyısından geçmiş, köşesine değmiş. sorun yok gibi bu yakada.



onların sözünü ettiği tertemiz "türk aile yapısı"nın göz önüne, su yüzüne çıkmaya başladığı yerlere bir bakmak gerek ama. örneğin gazetelere, halkın birbirinden, halkın olan bitenden, üstün alttan, altın üstten üstün körü de olsa haberdar olmasını sağlayan kitle iletişim aracına. açalım üçüncü sayfaları, bir göz gezdirelim. karısının telefonuna gelen yanlış mesaj yüzünden dehşet saçan koca, gelinine sarkan kayınpeder, baldızına atlayan adam, yeğenine taciz eden teyze, hala...



kapatalım gazeteyi. "yahu bunlar da... olmayacak işler..." diyelim yüzümüzü buruşturup "ipsiz sapsız çulsuz ahlaksız adamlar" diye kızar gibi yapalım o ailelere ve yapılarına.



televizyonu açalım. "öğle kuşağı" diye bildiğimiz ana haber bültenine dek süren o emsalsiz kuşakta yayınlanan kadın programlarına, adam programlarına bakalım. ben bir köşede bu programların neden cinsiyete göre ayrıldığını sorgularken mehmet bey hanife hanım'a talip olsun. hanife hanım 'tabi bi çay içelim mehmet bey'le desin. çay içsinler. stüdyoya gelsinler. hanife hanım mehmet bey'in maaşını küçük bulsun, mehmet bey hanife hanım'ın memelerini. olmaz desin ikisi de. ahmet bey atlasın oradan, "onların işi olmadıysa hanife hanım bi' de bana baksın!" hanife bir çay daha içsin. onun çaydan, bizimse olan bitenden bulansın midelerimiz.



"aile değil ki bunlar canım henüz, aile olmak isteyen insanlar sadece" diye avutalık kendimizi, onları da aklayalım.

televizyonu kapamayalım. haberler bitsin, gazeteden derme çatma korkunçlukları bir kulağımızla işitelim, seyredelim.

televizyonu kapamayalım. haber arkasını mesken edinmiş, kışları saçma ve salak yazları tekrardan ibaret dizilere bakalım. koca bir sezon kıvranan aşıklar sezon sonunda "yalancıktan" sevişsin. yastık da tanık olsun bu gerçeğe "aralarında". ötekisi saten geceliğiyle girsin koynuna dalağı böbreği patlamış aşığının. başka da vukuat olmasın! koca yayın döneminde, onlarca dizide, tonlarca aşık olsun da bunların yalnız ikisi sevişsin! az sevişiyorlar diye oluyor bunca tantana bence, biraz daha sıklaştırsalar durumu göze batmayacak halbuki. ama yok. onlar sevişmiyor, iki koklaştılar mı da birilerinin sirenleri ötüp "şifre şifre" diye bıngıldamaya başlıyorlar. neymiş, türk aile yapısı. türk ailesi böyle seyrek sevişse, kahvede alay konusu olur o adam, kısır mı bu kadın diye aile zoruyla yuvalar yıkılır oysa. en başta tabi, böyle kalabalık bir populasyon olmaz şuncacık toprak parçasında!

bu, şifre korkutmacası sansürün, sansürden daha fazlasının habercisi.
yapısını sevdiğim türk ailesi azıcık açsın gözünü de, görsün.


1 yorum:

  1. Çok çok çok teşekkürler ben böyle güzel yazamazdım, duygularıma tercüman olmuşsun....

    YanıtlaSil

yok'la'ma!